• meltemtzn

SERKAN VAROL’UN BURGAZADASI

Güncelleme tarihi: 24 Mar 2019

Serkan Varol’un resimleriyle, Galeri Eksen Balat’ta açtığı ‘Ada’ isimli sergisiyle tanıştığımda aklımdan ilk geçen: ” Bu eserlerin yaratıcısıyla tanışmalıyım.” düşüncesiydi. Sonraki ilk fırsatta kendimi Çukurcuma sokaklarında sanatçının atölyesini ararken buldum. Yazın hayatıma başladığımdan beri benim için iki şey çok önemliydi; bir sanatçı hakkında yazacaksam eserlerinin gerçekten yüreğime dokunması ve eserleri hakkında yazacağım sanatçı ile birebir iletişim kurup onu tanımak. Çünkü iyi bir ressam ya da heykeltraşın yaratısına her daim kendisinden bir şeyler aktardığına inanırım. Onlar yaratılarını yalnızca elleriyle değil ruhlarıyla oluştururlar. Bana göre bir eserde ancak o zaman yüksek sanat düzeyi oluşmuş olur. Bu yüzden yaratıyı daha iyi anlamak ve özümseyebilmek için yaratıcısını da tanımak gerektiğini düşünürüm. Nitekim Serkan Varol’u tanıyıp güzel sohbetine tanıklık ettikçe eserlerini daha da özümsüyorsunuz.


Serkan Varol, Ada Serisi, Tuval Üzerine Yağlıboya


Serkan Varol 1996’da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne girer. 2003 yılında Neş’e Erdok atölyesinden mezun olduğunda ise Burgazada’ya yerleşir ve 6 yıl orada yaşar. Ada serisinde, sanatçının bu altı yılda yaşadığı kendini bulma süreci, yalnızlığı, geçirdiği sancılı dönemleri ve o süreçte yaşadığı tüm psikolojik dönüşümleri resimlerinde somut bir şekle bürünür. Varol’un bu serisinde yer alan tüm çalışmaları da kaçma, yalnız kalma isteği ve o yalnızlığın getirdiği melankoli havasının birbirine zıt duyguları ile içinizde bir yerlerde kavga eder. Genellikle gri tonlamalar ve belirgin tuşeleri ile Burgazada’yı, adanın kışını ve terkedilmişliğini izleyicisine derinden hissettirir. Öyle ki eserleri izlerken varolduğunuz ortamdan soyutlanıp adada yalnız kalmış bir insana dönüşüyor, sanatçının ada hikayesini bilmeseniz de içselleştiriyorsunuz. Çünkü Varol eserlerine yansıtmıştır tüm duygusal buhranlarını ve adanın o ıssız günlerini. Onun resmindeki Burgazada yaz döneminin renkli, coşkulu, kalabalık adası değildir. Adanın aslında gerçek yüzü olan uzun kış döneminin bir tasviridir.


Hüseyin Avni Lifij “Bir tabloda en evvel aranılan, en evvel sevilen şey ne desen, ne de rengidir. Yalnız o tabloyu vücuda getirirken sanatçının uğradığı heyecandır, halet-i ruhiyedir.” Der. Serkan Varol’un kağıt üzerine ve tuval üzerine yağlıboya çalışmalarının yer aldığı seri de Türk Resim Sanatı’nda önemli bir yeri olan Lifij’in bu sözlerini bir kez daha, aradan geçen onca yıla rağmen, doğrular niteliktedir. Varol’un “Ada” serisi insan psikolojisini çok derinden etkileyen resimlerden oluşmaktadır. Sanatçının resimleri yaşıyor ve hatta her birinin kendine özgü bir karakteri var; İzlerken sizleri binbir psikolojiye büründürerek Burgazadaya, kendi halet-i ruhiyesine uzaktan bir bakışa davet eden ve bu sırada Burgazada’nın kışı gibi fırtınalı duygulara teslim olarak iç dünyanızla yüzleştiren.


Serkan Varol, Ada Serisi, Tuval Üzerine Yağlıboya


Kaynak: Özkan Eroğlu, Türkiye’de Resim Sanatı, Tekhne Yayınları


*Bu yazı Bloomberg Businessweek Türkiye Dergisi'nde ( 11 - 24 Eylül 2016 tarihli sayı ) yayınlandı.

11 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör