• meltemtzn

21. YÜZYIL REALİZMİ İLE ŞAHİN DEMİR’İN ESERLERİ

19.yüzyılda Gustave Courbet “Ornans’ta Cenaze Töreni” ve “Taş Kırıcılar” resmini yaptığında Fransa’da büyük tepki toplamıştı. O güne değin klasiğin ve akademinin yolunda giden, izleyicisine hep en güzel estetik hazları tattırmak için yarışan resim sanatı, bu kez herkesin yüzüne bir tokat gibi çarpmıştı. Resmedilen alt tabaka bir köy halkının cenaze töreni ile bir yol kenarında çalışan işçilerin o tüm doğallığı ve çirkinlikleriyle resme girmesi burjuva Fransa tarafından hoş karşılanmadı. Ama Courbet, aslında resim alanında bir devrim yapmıştı o dönem. Realizm akımının öncüsü olmuş ve sanatta tüm gerçekliği, çirkinliği, doğallığı ile halkın her tabakasının ve onların günlük yaşamlarının resmin konusu olabileceğini göstermişti.


21.yüzyılda resimlerini izlerken beni 19.yüzyıla Courbet’nin sanat yaşamına doğru kısa bir yolculuğa çıkardı Şahin Demir’in resimleri. Günümüzde giderek artan kapitalist sisteme çoğu ressamın da yenildiğini düşündüğüm şu günlerde o hep tanımak istediğim 19.yüzyıl ressamlarının idealistliğinde sanatına devam eden sanatçıların aslında 21. Yüzyıl kapitalizmine rağmen var olabildiğini gösterdi.

Şahin Demir’in resmine konu ettikleri, bu şatafatlı ve dekoratif sanat dünyasında uzun zamandır görmeye alışık olmadığımız, izlerken yüzümüze tokat gibi çarpan hayatın zorlu mücadelesinin ve işçi sınıfının var olduğu gerçekliği ile insanoğlunun dünyayı nasıl da beton yığınına ve ölüme sürüklediğinin yansıması oldu bende. Aynı zamanda bu beton yığını içerisinde var olmaya çalışan, kapitalist sisteme ayak uydurmaya çalışırken giderek silikleşen insanlığı getirdi gözlerimin önüne. Hatta yüzleri genelde silik ya da kapalı olan figürler, bu ayak uyduramama probleminin sanatçının resmine bir yansımasıdır.


140x180cm. Tuval Üzerine Yağlıboya, 2016


Çalışmalarını tuval üzerine akrilik boya ile yapan Şahin Demir’in pentürleri ve resminde kullandığı derinlik, insanı bulunduğu ortamdan çekip içine alıyor. Bir an siz de Şahin Demir’in resimlerindeki işçi oluyorsunuz. Sanatçının izleyicide yarattığı his ve farkındalık amacına ulaşıyor ve izleyiciye “ sanat yalnızca bir eserin karşısında durup haz duymak değildir” diyor. Çünkü onun resimlerine baktığında yalnızca güzel deyip geçemiyor insan, durup sorguluyor içerisinde yaşadığı dünyayı. Sanatçı, odak noktası yapmak istedikleri üzerindeki renk oyunları ile izleyicinin resimlerine daha fazla vakit ayırmasını sağlıyor, adeta hipnoz ediyor.


Şahin Demir’in işçilerinin genelde kendi işine bakıyor olup, izleyici ile hiç bir temas kurmaması daha da meraklı kılıyor sahneyi. Günlük hayatımızda sıkça gördüğümüz ama yok sayıp, görmezden geldiğimiz, durup şöyle bir bakmadığımız inşaatlar, işçiler bu kez bizi görmezden geliyor, tıpkı intikam alır gibi. Kimisinin sırtına dokunup “pardon, ben de buradayım” demek geliyor içimden. Ama biliyorum onlar işlerine devam edecek beni görmeden. Çünkü şimdi bir hiç olma sırası bende. Şimdi Şahin Demir’in işçileri sahnede. Şahin Demir’in resimlerinde kapitalist sistemin şaşasına yer yok, onda son derece sıradan hayatlar yaşayan, gündelik işlerinin derdine düşmüş insanlar var. Aynı Courbet’nin Taş Kırıcılar’ında resmettiği işçiler gibi.


Karl Marx der ki: “Proleteryanın zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok, kazanacakları bir dünya var. “ Belki de Şahin Demir’in işçileri ile insanlığın kazanacağı bir dünya olur kimbilir. Ve belki de sırf bundandır Şahin Demir’in işçilerinin, o gri dünyalarının içerisinde rengarenk kalabilmeleri.


** Bu yazı 12 Haziran 2016 tarihinde Bloomberg Businesweek Türkiye Dergisi'nde yayınlandı.

1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör