• meltemtzn

ÇIĞLIK VE ÖTESİ: EDVARD MUNCH

" Ve hepsi bununla ilgili değil mi? Varlık... Bir insanın varlığı, manzaranın varlığı, bir odanın varlığı, bir ağacın varlığı.. Ve bir insanı, bir manzarayı, bir odayı ve bir ağacı öne çıkaran bir resmin varlığı"

Karl Ove Knausgârd


Sanat Tarihi'nde ikonlaşmış belirli eserler vardır. Sanat ile ilgilenen ilgilenmeyen herkesin bildiği, popülerleşmiş bu eserlerden birisi de şüphesiz Edvard Munch'ın yapmış olduğu Çığlık tablosudur. Popüler kültüre de malzeme olması nedeniyle neredeyse bilmeyen yoktur bu resmi. Peki ya bilinenin ötesinde kimdir Munch?


Dusseldorf K20 Museum, Edvard Munch sergisi ile sanatçının pek bilinmeyen 140 eserini sergilerken bilinenin ötesindeki Munch'a ışık tutuyor. Serginin küratörlüğünü yine Munch gibi Norveçli olan dünyaca ünlü yazar Karl Ove Knausgârd yapıyor. Yazarın bu sergide belirlediği temalar ise sanatçıyı tüm yönleriyle keşfetmemizi sağlıyor. Doğa, ışık ve peyzaj serginin temalarından birisi olarak izleniyor. Yazar, ressamın en bilindik hali olan hatta yaşamını ve sanatını şekillendiren histeri dolu resimlerini ise "kaos ve enerji" teması altında buluşturuyor. Serginin diğer iki temasını ise "orman" teması ve "diğerleri" adını verdiği tema ile sanatçının yakınlarını resmettiği tablolar oluşturuyor.


Edvard Munch Sergisi, K20 Museum, Dusseldorf


Munch 5 yaşındayken annesini tüberkülozdan kaybetmiştir. Kardeşi Sophie'yi de annesi ile aynı hastalıktan kaybeden Munch'ın neredeyse tüm sanat çizgisini bu iki kayıp oluşturmuştur. Tüm hayatını ve duygu durumunu etkileyen bu iki kayıp sanatçının eserlerinde yas, ölüm gibi konuları sıkça işlemesine neden olmuştur. Sanatçının olgunluk dönemini kapsayan resimleri konusunu tamamen aile trajedilerinden almaktadır.


Hemen herkesin bildiği Çığlık isimli tablosu, ressamın eserlerine yansıttığı duyguların dışavurumunu ve yüksek anksiyeteyi belki de en net yansıtan resmidir. Edvard Munch bu tabloyu nasıl resmettiğini yazdığı bir pasajda şöyle betimlemiştir;

"İki arkadaşımın arkasından sokakta yürüyordum. Güneş bir tepenin arkasından batarken şehre ve fiyordlara düştü. Derin bir üzüntü hissettim. Gökyüzü aniden kan kırmızıya döndü. Yürümeyi bıraktım, korkuluklara yaslandım, ölü gibi yorgun hissettim. İki arkadaşım bana baktı ve yürümeye devam etti. Ben ise şehrin ve fiyordların üzerinde yanan bulutları izledim. Arkadaşlarım

The Scream, 1893


devam etti, ben orada korkuyla titreyerek durdum ve bitmeyen bir çığlığın bitmeyen bir doğaya nüfuz ettiğini duydum. Yüksek bir çığlık hissettim, gerçekten yüksek bir çığlık hissettim. Havadaki titreşimler yalnızca gözümü değil kulağımı da etkiledi. Çünkü gerçekten bir çığlık duydum. Sonra "Çığlık" tablosunu yaptım" ( Edvard Munch The Early Masterpieces, Uwe M. Schneede, Schirmer Art Books, plate 13 )


Edvard Munch Sergisi, K20 Museum, Dusseldorf


Çığlık tablosu ne kadar ikonikleşmiş olsa da sanatçı bu tablodan çok daha fazlası, 19. yüzyılın en önemli öncü ressamıdır. Yazar Knâusgard da Oslo Munch Müzesi deposundan sergilenecek eserleri titizlikle seçerken izleyiciye ressamın tüm sanat yolculuğunu sunmak istediğini belirtiyor. Bu sergi de Munch'ı popüler kültürün sunduğundan farklı bir pencereden izlemek için izleyiciye müthiş bir fırsat sunuyor. Tematik olarak bölümlere ayrılmış sergide izleyiciyi ilk olarak ışığın ve peyzajın ağırlıkta olduğu resimler karşılıyor. Orman teması ile kaotikleşmeye başlayan sergi üçüncü bölümde sanatçının iç yolcuğuna şahitlik edebildiğimiz buhran dolu yas ve ölüm temasının hakim olduğu, depresif, karmaşa dolu resimler ile devam ediyor. Nitekim Oslo Munch Müzesi sergiyi " Sergi, ışık ve uyumdan karanlığa ve kaostan nihayet kontrol edilebilir gerçeğe dönüşen bir yolculuk halini alıyor" şeklinde tanımlamıştır.


The Sun, 1912


Böyle önemli bir serginin kürasyonunu yapması için dünyaca ünlü bir küratörün değil de bir yazarın seçilmesi ise pek rastlanılır bir durum değil. Seçilen eserlerden, serginin ışıklandırılmasına ve hatta eserlerin temaya göre ayrılırken duvar renginin de temaya göre gösterdiği değişiklik bu seçimin oldukça yerinde olduğunu gösteriyor. Bir izleyici olarak bu deneyim oldukça keyif verici ve keşif doluydu. Sergi 1 Mart 2020'ye kadar K20 Museum, Dusseldorf'da devam edecek.

69 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör